Top

Lise Devriyesi

 

Lise Devriyesi Tanıtım Metini

 

Bir elin nesi var, iki elin sesi var demiş atalarımız. Peki gerçekten de öyle midir? Bir tarafta kendisine güveni tam ama çevresindekileri pek de önemsemeyen bir genç kız var diyelim. Diğer tarafta da gizli görevle onun okuduğu liseye gönderilmiş çevresine karşı aşırı derecede duyarlı ama bir takım “güven sorunları” yaşayan genç bir polisimiz olsun. Normalde hiçbir şartta anlaşamayacak bu iki gencin zorunlu “iş ortaklığı” nasıl sonuçlanır? Bu iki elden de bir ses çıkar mı sizce?

Başarılı olma azmiyle dolu genç bir komiser olan Yiğit, bir gün sıradışı bir görev alır. Ünlü iş adamı Çetin Soyer’in oğlu Fırat’la arkadaş olup onun suç organizasyonuna sızabilmek için Karebil Lisesi’ne normal bir öğrenci gibi kaydolması gerekmektedir. Bu imkansız görev Yiğit’in ergenlik kabuslarını yeniden görmeye başlamasına neden olacaktır. Asosyalliğin dibine vurduğu, herkesin onunla dalga geçtiği, hayatının en kötü dönemidir onun için lise yılları… Yiğit’in polisliğe devam edebilmek içinbu işi başarmaktan başka yolu kalmamıştır. Görevi çaresiz kabul eder ama bu da yetmezmiş gibi, bir de polis olma sevdalısı Işıl’a toslar okulda. Işıl’ın, kendisini Karebil Lisesi’ne gönderen Başkomiser Necdet’in özbeöz kızı olduğunu öğrendiğinde ise artık iş işten geçmiştir. Öyle ki Başkomiser Necdet’in de Işıl’ın operasyon yaptığı okulda okuduğundan haberi yoktur. Işıl hem Yiğit’i, hem de babasını fena oyuna getirmiştir. Yiğit’in derdi bir iken ikiye çıkar. Bir yandan kodlarından bihaber olduğu liseye alışmaya ve popülerliği kadar acımasızlığıyla da nam salmış olan Fırat’la zamana karşı yarışarak arkadaş olmaya çalışmalıdır. Diğer yandan da Başkomiserinin kızı Işıl’a amirinin haberi olmadan göz kulak olmak için didinmelidir artık. Yiğit’in birşeyler gizlemek zorunda olduğu tek kişi de amiri değildir. Komiser Necdet’in azılı düşmanı, eski polis olan babası Kenan’ın da bu görevi öğrenmemesi için binbir takla atmaya başlar çok geçmeden. Gizli görevin tam olarak hakkını vermektedir Yiğit. Üstelik, çok geçmeden Işıl da Fırat’ın dikkatini çeker istemeden de olsa… Hatta Fırat sırılsıklam aşık olur Işıl’a… Yiğit’e göre “tam bir baş belası” olan Işıl, gerçekten de düşündüğü gibi görevi imkansızlaştıracak bir kabus mu, yoksa içine düştüğü zor durumlardan onu kurtaracak bir melek mi olacaktır? Kahramanlarımız birbirlerinin ayağına çelme takmaya devam mı edecek, yoksa zıtlıklarını avantaja çevirecek ortak bir duygu!… pardon yani ortak bir yol bulabilecekler midir?